27 Ekim 2010 Çarşamba

Mevlana 'dan..

Mevlana 'dan..

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.

Işığı gördüm, korktum.
Ağladım.

Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi...
Ağladım.

Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu
öğrendim.


Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla...
Zamanla yarışılmayacağını,
zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...


İnsanı öğrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
Sonra da her insanin içinde
iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.


Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi...
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu
öğrendim.

İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu...
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.


Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim. Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek
Gerektiğini öğrendim.

Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar
önemli olduğunu öğrendim.


Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra...
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...


Düşünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
olduğunu öğrendim.


Namusun önemini öğrendim evde...
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el
sürmemek olduğunu öğrendim.

Kalp durur ...
Akıl unutur ...
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur…


http://arataer.blogspot.com/

29 Temmuz 2010 Perşembe

HUKUKCUNUN ILANI-I ASKI

HUKUKCUNUN ILAN-I ASK I

Ben icap dermeyan etsem,sen kabul etsen..
Corpus juris civilis'ten siirler okusam sana
Ipotek tesis etsem gozlerinde
Vedia akdiyle versem kalbimi sana
Emredici hukumlere gore sevsek birbirimizi
Aksi hic kararlastirilamasa...
Yok hukmunde olsa huzunlerimiz
Ve butlanla malul olsa kederlerimiz...
Ilan etsek askimizi,
Traji elli binin ustunde olan bir gazeteye...
Iyiniyetli ucuncu kisiler bile kiskansa bizi
Ve cezai sart ongersek bu asktan donene...
Bakislarimiz karine olsa askimiza
Benim icin ilga olsa senden oncesi
Ve mulga kalsa senin icin benden oncesi...
Muvazaa olmasa yaptiklarimizda,
Evleviyetle sevsek birbirimizi...
Birbirine uygun irade beyanlarimizla
Inikat etse akdimiz,
Sui generis olsa yani kendine ozgu...
Uzak kalsa bizden hata,hile ve ikrah
Kalplerimiz olsa ifa yerimiz,
Ve numerus clausus olsa ayrilik nedenlerimiz...
Malikinde ben olsam,zilyedin de
Tapu sicili olsa kalbim serh dussem seni
Gecit irtifaki kursam kalbimden kalbine...
Tatil ve talik zamanlarinda da sevsem seni,
Ve teblig edilse ask mektubum bir gece vakti...
Zihni kayit yapip 'ayrilalim' desem,dava acsan bana
Sen muddei olsan,ben muddeialeyh
Muddeabih de askimiz...
Ask mektubu kivaminda olsa
Cevap ve duplik dilekcelerim
Kesin delillerle ispat etsem askimi
Sulh olsak mahkeme de sonra yapilsa tefhim...
Ve ey gozlerinin hapsinde
Muebbete razi oldugum guzel kiz!!!
Muaccel olsa kavusmalarimiz
Ve hep mueccel kalsa ayriliklarimiz...

(ALINTIDIR)

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Hangisi Kolay ya da Hangisi Zor??


Tablo..



Doğduğumuz günden beri bir tablo yapıyoruz, çerçevesi dört ya da altı köşeli;

Her lahza bir fırça darbesi vuruyoruz tabloya, kimimiz tek renk kimimiz alaimisema..*
...

Internetten alıntıdır. (*alaimisema: gökkuşağı)





http://arataer.blogspot.com/

Victor Hugo 'dan..

Victor Hugo ‘dan..



Ağlamak için gözden yaş mı akmalı? Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?


Sevmek için güzele mi bakmalı? Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?


Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır? Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?


Solması için gülü dalından mı koparmalı? Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?


Öldürmek için silah, hançer mi olmalı? Saçlar bağ, gözler silah, gülüş kurşun olamaz mı?


Victor Hugo’dan..




http://arataer.blogspot.com/

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Kediyi Agactan Indirme Yontemleri ve Biz..

KEDiYi AGACTAN iNDiRME YÖNTEMLERi VE BiZ..

Prof. Özcan Köknel, " Çatışan Değerlerimiz " adlı kitabında şöyle bir örnek vermiş:

Soru: " Erkek kedi bir ağaca çıkmış ve inmek bilmiyor. Kediyi o ağaçtan indirmek için ne yaparsınız?

"Şıklar :


A) Ağaca Tırmanırsınız.

B) Merdiven dayayıp tırmanırsınız.
C) "Gel pisipisi" diye seslenirsiniz
D) Dişi bir kedi getirirsiniz.
E) İtfaiyeyi çağırırsınız.


Cevapların değerlendirmesi aşağıda...

Değerlendirme:

A) Ağaca tırmandıysanız; cesur ve girişkensiniz. İyi bir "satış temsilcisi" olursunuz.
B) Ağaca merdiven dayadıysanız; hedefe hangi yöntemle ulaşacağınızı planlayabiliyorsunuz. İyi bir "halkla ilişkiler müdürü" olursunuz
C) "Gel pisipisi" diye seslendiyseniz, saflık derecesinde iyimsersiniz. Ne yaparsanız, yapın, sakın kendi işinizi kurmayın.
D) Dişi bir kedi getirdiyseniz; kendi işinizi kurup çok başarılı ve ünlü olabilirsiniz.
E) İtfaiye gibi kurtarıcı görevlileri aradıysanız; sorumluluğu başkalarına atmayı beceren "iyi bir üst düzey yönetici" olursunuz.Bu alıntıya ek yapanlar olmuş:
F) Ağacı kesersiniz, böylece başka kedilerin çıkmasını da engellemiş olursunuz. Sizden mükemmel bir " kamu yöneticisi " olur.
G) "Bana ne" deyip yolunuza devam edersiniz. Sizden çok iyi bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olur. Verginizi vererek mis gibi yaşarsınız.
H) Kendiniz dişi kedi kılığına girip ağacın altında cilve yaparsınız. Magazin medyası peşinizi bırakmaz, şöhret olursunuz.

..

.

http://arataer.blogspot.com/

EBRU SANATI

EBRU SANATI..


Erkek Olmanın Dayanilmaz Keyfi..

Erkek Olmanın Dayanılmaz Keyfi...

* Beş günlük tatil için ufak bir çanta yeter…
* Her kavanozu tek başına açma kabiliyetine sahipsin…
* Makyaj tazeleme sorunun olmadığı için zırt pırt tuvalete gitmezsin…
* Kolundaki, bacağındaki tüyleri mütemadiyen aldırmak zorunda değilsin…
* Bıyıkların utanç değil, çoğu zaman övünç kaynağıdır…
* Kilo aldığında dostların sana acıyarak bakmaz…
* Topuklu ayakkabı gibi bir şeyin üstünde hokkabazlık yapmak zorunda değilsin…
* Ayakkabılarının topuğu ve tırnağın asla kırılmaz, çorabın kaçmaz…
* Saçının nasıl göründüğü hiç önemli değildir…
* Pişireceğin hayvanı kendin avlayabilecek güçtesindir…
* Duş yapman ve giyinmen en fazla on dakika sürer…
* Gereksiz eşyaların bulunduğu bir çantayı taşıma alışkanlığın yoktur…
* Ceketini alıp çıkarsın…
* Beşli paket halindeki donların fiyatı, tek bir sütyeninki kadardır…
* 50 yaşına da gelsen kimse evde kaldığını iddia edemez…
* Yüzündeki tüm renkler orijinaldir. Ne silince, ne de yağmurda çıkmaz…
* Sohbet ettiğin insanlar, bakışlarını göğüslerine doğru kaydırmaz…
* Evlenince soyadını değiştirmek zorunda kalmazsın…
* Her zaman tek parça mayo giyersin…
* Karşı cinsle eşit olduğunu kanıtlamak için adanmış ömür süren hemcinslerin yoktur…
* Kahvehaneler, stadyumlar ve bilumum yerler sırf senin daha keyifli bir hayat sürmen için vardır…

YAHU HEPSI BIR YANA !!!

* Sen hiç "Erkek Hastalıkları Uzmanı" diye bir kavram duydun mu?



http://arataer.blogspot.com/


15 Temmuz 2010 Perşembe

Hayat Ne Garip Bugünlerde..

Hayat ne garip bugünlerde...

Mallarımız arttı, keyfimiz azaldı !..

Daha büyük evlerde kalıyoruz ama daha küçük ailelerde yaşıyoruz..!

Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı !..

Diplomamız bol ama sağduyumuz az..!

Uzmanlıklar arttı ama sorunlar çoğaldı !..

İlaçlar çoğaldı, hastalıklar arttı..!

Sorumsuzca para harcıyoruz ama az gülüyoruz..!

Trafikte çok hızlıyız ama çabuk parlıyoruz !..

Akşam geç yatıyor, sabah yorgun kalkıyoruz..!

Az kitap okuyor, çok televizyon seyrediyoruz !..

Varlığımızı arttırdık ama değerlerimizi yitirdik..!

Çok konuşuyor ama az gönül veriyoruz ve bol yalan söylüyoruz !..

Para kazanmayı öğrendik ama yuva kurmayı beceremedik..!

Hayata yıllar ekledik, yillara hayat katamadık !..

Ay' a kadar gidip dönmeyi biliyoruz ama komşumuza geçmek için karşıya geçmiyoruz..!

Uzaya ulaştık ama ruhun derinliklerine inemiyoruz !..

Havayı temizledik ama ruhları kirlettik..!

Atomu parçaladık, önyargılarımızı yıkamadık !..

Çok yazıyor ama az gelişiyoruz..!

Daha çok plan yapıyoruz ama daha az sonuç alıyoruz !..

Acele etmeyi öğrendik ama sabırlı olmayı asla..!

Gelirimiz arttı, karakterimiz zayıfladı !..

Tanıdıklar çoğaldı, dostlar eksildi..!

Çabalar arttı ama mutluluklar azaldı !..

Bilgisayar ağları kuruyoruz, bilgi otoyolları inşa ediyoruz ama kendi aramızdaki iletişimde zorlanıyoruz..!

Dünya barışı der, silahlanırız !..

Daha mutlu olmak için somurtarak çalışırız..!

Yani bugünlerde;

Eve çift maaşın girdiği ama çiftlerin boşandığı !..

Güzel evlerin yuva olamadığı..!

Kısa seyahatlerin, kağıt mendil gibi ilişkilerin, kilo dertlerinin ve her derde deva vitaminlerin(!), vitrinlerin dolu ama gönüllerin boş olduğu;

Günlerde yaşıyoruz !...*