8 Temmuz 2008 Salı

'Bilgili Bir Aptal, Bilgisiz Bir Aptaldan Daha Aptaldır' (08.07.2008'de Grupta Yayimlandi)

From: Nuriye Ozdincer
Subject: APTALLIK
Date: Mon, 7 Jul 2008 11:01:01 +0000

APTALLIK


'Bilgili bir Aptal, Bilgisiz bir Aptaldan daha aptaldır.'
MOLIERE
Berkeley Üniversitesi ordinaryus profesörüyken, 2000 yılında vefat eden Carlo Cipolla'nın 'İnsan Aptallığının Temel Yasaları' adlı makalesi (Türkçesi Neşeli Öyküler kitabında yayınlanmıştır)
Carlo Cipolla'nın bu önemli kavramı nasıl tanımladığını özetleyelim:
'İnsanlar dörde ayrılır: Saflar, zekiler, haydutlar ve aptallar.'
— Yaptığı eylemden zarar eden, ama bir başkasına da yarar sağlayanlara saflar,
— Yaptığı bir eylemden yarar sağlayan, aynı zamanda bir başkasının da yarar sağlamasına neden olanlara zekiler,
— Yaptığı eylemle kendine yarar sağlayan, başkasına da zarar verenlere haydutlar diyoruz.
— Aptallara gelince: Aptal bir insan, kendisine hiçbir yarar sağlamadan, hatta bazen zarara uğrayarak başka birine zarar veren kişidir.'
Son derece net, değil mi?
Şimdi isterseniz üşenmeyin, elinize bir kağıt alın ve sıfır noktasında kesişen bir X/Y eksenleri grafiği çizin. X ekseni, (+) ucunda kişinin kendi eylemi sonucu sağladığı kazancı, (-) ucunda da kendi eyleminin kendisine verdiği zararı gösterir. Y ekseni ise, kişinin eyleminin başkasına verdiği yararı (+) veya zararı (-) gösterecektir.
Bu durumda, saflar sol üst, zekiler sağ üst, haydutlar sağ alt ve aptallar da sol alt alanda yer alır. (Bu grafikten bol miktarda kopya çıkartmanız ve gündelik kullanım için yanınızda bulundurmanız tavsiye edilir.)
Kısaca özetlersek:
— Toplumda, her zaman bizim tahmin ettiğimizden daha fazla aptallık vardır.
— Aptallık en umulmadık zaman ve yerde, nedensiz, belirli bir plan olması gerekmeksizin karşınıza çıkar.
— Aptal olmayanlar, her zaman aptallığın zarar verme potansiyelini küçümserler.
— Aptallığın çevreye zarar verme özelliği, yapanın toplumsal veya kurumsal hiyerarşi içindeki yerinin yüksekliği ile doğrudan orantılıdır.
— Belirli bir insanın aptalca davranma olasılığı, aynı kişinin herhangi bir başka karakter özelliğinden bağımsızdır.
Ve en önemlisi:
— Aptallık, en tehlikeli insanlık durumudur.
Zira, kusursuz bir haydutun eylemi bile toplumu fakirleştirmez, çünkü en azından biri soyulurken biri de zenginleşmiştir. Kendine çıkar sağlamadan başkalarına zarar vermek ancak aptallık durumuna mahsustur.
Kısacası, aptallık işin içine girince hepimiz yoksullaşır ve huzursuz oluruz.
Albert Einstein'a göre aptallık:
'İki şeyin sonu yoktur. Biri Evren, diğeri insanın aptallığı. Birincisinden o kadar da emin değilim.'
Bana göre aptallığın en açık ifadesi
Değiştiğini ve geliştiğini zannedip, aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklenmesidir.
Yılmaz KARAHAN



BASBAGLAR KATLIAMI – 5 TEMMUZ 1993 (08.07.2008'de Grupta Yayimlandi)

BASBAGLAR KATLIAMI – 5 TEMMUZ 1993

15 yıl önce, bir köy silindi haritadan!.. Tam 33 kişi, hunharca katledildi... 300 kadın ve çocuk, dul ve yetim kaldı... Gözlerini kan bürümüş eli kanlı katiller ise bir türlü yakalanamadı... Yanan evlerdeki alevler söndürüldü, ama yürekler hala yanıyor, hala kanıyor!

Teröristler `Sivas `ın intikamını alıyoruz` naralarıyla, bir akşam vakti Başbağlar `ı bastılar... Başbağlar köyünün erkeklerini cami önünde toplayıp, kurşuna dizdiler... Cami dahil, kadınları evlerle birlikte diri diri yaktılar.. Katiller sürüsü kaçtı. Yakalanıp da serbest kalanların bir kısmı Avrupa `ya uçtu... Başbağlar `ın acısı yürek dağlamaya devam ediyor.

BASBAGLAR TURKUSU

Erzincandan haber geldi.

Dediler: "kanlı borasar!"
Gariplere oldu mezar,
Vay yiğidim, vay mazlumum vay!

Oy başbağlar oy başbağlar!
Garip anam başın bağlar.
Bana da diyemez belli.
Yağdı üstüne kurşunlar vay!

Yakılmıştı tüm evleri,
Kan doldurdu dereleri.
Söyle bana kanlı testi
Kim öldürdü bebeleri vay!

Olay idim olay idim
Delikanlı olay idim.
Elde mavzer, dağ başında
Zalimleri bulay idim vay!

3 Temmuz 2008 Perşembe

Cicekler Insanlari Mutlu Eder mi ? (03.07.2008'de Grupta Yayimlandi)

Cicekler Insanlari Mutlu Eder mi ?









http://arataer.blogspot.com/

Seker Hastalari Icin Oneriler (03.07.2008'de Grupta Yayimlandi)


SIVI ALIMINI ARTIRIN, ÖĞÜN ATLAMAYIN
Hava sıcaklığının artması, günlerin uzaması ve aktivite artışı nedeniyle vücudun sıvı kaybı kış aylarına göre hemen hemen iki kat artar. Bu, gerek terleme, gerekse buharlaşma yolu ile olur ve sıvı kaybı ile birlikte vücudun tuz dengesinde de bozulmalar görülebilir. Bu bozukluklar; halsizlik, fenalık hissi, kas ağrıları, kramplar hatta kalpte ritim bozukluklarına dahi neden olabilir. Bunun için diyabet hastalarının sıvı alımlarını mümkün olduğunca arttırmaları ve beslenmelerine çok dikkat etmeleri gerekmektedir.
Uzun süre aç kalmamalı, bir kerede çok fazla yemek yememeliler.
Gerek insülin, gerekse oral olarak şeker düşürücü ilaç kullanan hastaların bu ilaçların etkilerinin maksimum olduğu dönemlerdeki ara öğünlerini atlamamaları çok önemlidir.


EN UYGUN TATİL YERİ: YAYLALAR
Diyabetik hastalar, tatilleri için çok fazla sıcak ve nemin olduğu kıyılar yerine, daha az nem ve daha bol oksijenin olduğu yayla turizmini ve kültür turizmini tercih etmelidirler. Ayrıca açık büfe yemek veren tatil tesislerinde çok dikkat edip, gerekirse durumlarına uygun mönü hazırlanmasını sağlamalıdırlar.
Artmış aktivite ve öğün saatlerinin aksatılması hastalarda hipoglisemi denilen şeker düşüklüğüne neden olabilir. Bu durum hastalar için çok tehlikeli durumlar oluşturabileceğinden, uzun yürüyüş, yolculuk gibi durumlarda ara öğünlerini aksatmamaları için yanlarında yiyecek taşımaları, uyku saatine ve süresine dikkat etmeleri, alkol alımı da kan şekeri ayarını bozacağından alkolsüz ve şekersiz sıvı gıdaların tüketimine önem vermeleri gerekmektedir.
Diyabetli hastalar tatile çıkmadan önce doktorlarına başvurmalıdır.

AYAKLARA EKSTRA ÖZEN
Yaz aylarında ayak bakımı da çok önemli bir konudur.
Yazın çorapsız ayakkabı ve terlik giyme alışkanlığı, şeker hastalığına bağlı olarak duyu azalması ve damarlarda daralmalar oluşturabileceğinden ayaklarda yara açılmasına neden olabilir.
O yüzden yazın da rahat kesimli, ortopedik tabanlı, iç astarlı ayakkabı ve yumuşak sıkmayan çorap giyilip, ayaklar her gün yıkanıp, herhangi bir yara ya da renk değişikliği var mı diye kontrol edilmelidir.
Kumsalda, taşlık kesimde ve kırlık arazide çıplak ayakla dolaşılmamalı, kumsalda ayakların yanmaması için güneşlenirken üstü ince bir tülbent örtülmelidir.
Şeker hastalığına bağlı olarak duyu kusuru oluşmuş hastalarda güneşlenirken ya da çalışırken uzun süre güneş ışınlarına maruz kalmaya bağlı olarak yanıklar oluşabilir ve bu yanıkların tedavisi büyük güçlükler doğurabilir.
Hastaların sabah erken saatlerde ya da akşamüstü güneş ışınlarının eğik geldiği zamanlarda güneşlenmeleri ve bunu 20-30 dakika gibi kısa sürelerle sınırlamaları gerekmektedir.
Gün içinde mutlaka şapka ile başlar korunmalı ve tercihen güneşlenirken bile ince bir giysi giyilmelidir.
ALINTI

1 Temmuz 2008 Salı

Guncellestirilmis Bir Masal... :) (01.07.2008'de Grupta Yayimlandi)

From: nuriye sert
Subject: guncellestirilmis bir hikaye :)
Date: Tue, 1 Jul 2008 12:50:04 +0300

Guncellestirilmis bir masal...

Bir zamanlar bi kiz varmis varmis. Annesi ona uzerinde kirmizi kapagi olan bir laptop almis. Kiz bu laptopu cok seviyormus ve nereye gitse onunla gidiyormus. Bu nedenle de herkes ona Kirmizi laptoplu Kiz diyormus.
Bir gun “Kirmizi Laptoplu Kiz!” diye ozel mesaj atmis kizin annesi. “Buyukannen hâlâ hasta. Hadi nete gir de, ona yaptigim su ilac tarifini yolla .”
Kirmizi Laptoplu Kiz da laptopunu almis , ve nete girmis.
“seni biri msn e eklerse sakin kabul etme demis annesi.ama kizin listesi bombosmus!cok uzuluyormus buna
“eklemem anne,” demis Kirmizi Laptoplu Kiz.
Tam nete girmis, bikac saniye olmus ki kurt nickli birinin msne ekledigini gormus.
Kirmizi Laptolu Kiz heyecandan az kalsin elindeki mauseyi dusuruyormus. eklemeye karar vermis kurt'u. “napiosun nette guzel kiz'' demis kurt.
“Buyukanneme bi dosya gondermeye ugrasiyorum ,” demis Kirmizi Laptoplu Kiz. “adresi buyukanne@.. ..... Buyukannemin sagligi pek iyi degil. Bu arada adim ‘guzel kiz’ degil, ‘Kirmizi Laptoplu Kiz.’ ”demis
“Ozur dilerim Bilmiyordum.”demis kurt! Ardindan hemen buyuk annenin msni hackleyip oturum acmis.
Kirmizi Laptoplu kiz buyukannesinin oturumu actigini gorunce cok sevinmis.
merhaba buyukanne, demis
“sen misin ?”demis kurt.
“Benim, Kirmizi Laptoplu Kiz.”
“hosgeldn kizm” demis kurt. “noldu neden nettesin?”demis ardindan sana ilac icin tarif yapti annem onu yolliacam demis. Kirmizi Laptoplu Kiz suphelenmis neden boyle kisaltmalarla yazio buyukannem diye dusunmus! sonra buyukannesinin hasta oldugu aklina gelmis ondan kisaltmalar falan yapio herhalde demis
Kurt,buyuk annenin avatarindan bulup koymus!
“yolla dosyayi” demis kurt.
Kirmizi Laptoplu Kiz , yollamis dosyayi! ama aktarim hizi cok dusukmus
Kurt da bi dosya yollamis sen bunu yukle daa cabuk indiririm o zaman ben senin yolladigin dosyayi demis
kabul etmis Kirmizi Laptoplu Kiz
“bu dosya niye rar'li Buyukanne?”
“daa cabuk yukle diye kizim” demis kurt.
“bunun da aktarim hizi yavas neden yukleyip zaman kaybediyoruz”
“ilerde yollicagin dosyalar hep hizli gelcek de ondan” demis kurt.
“neden bu dosyanin ustunde hack.prog yazio?”
“Seni haclemek icin ” demis kurt.
aktarim tamamlanmis ve kurt bizim Kirmizi Baslikli Kizin laptopuna girmisssss, dosyalara falan bakmis .Kirmizi Laptoplu Kizin resimlerini falan calmis!! oleee oyalaniomus bizim kurt.
Ama ne var ki Kirmizi Laptoplu Kizin buyukannesi unlu hacker HACKER ANAymis
“Aylardir senin pesindeyim pis yaratik,” diye mesaj yollamis HACKER ANA. Caldigi tum dosyalari geri almis ve kurdun hard disc'ini yakmis Buyukanne, Kirmizi Laptoplu Kiz’in ona yolladigi dosyayi almis!. tarife gore hazirlamis ilaci ve icmis.buyuk anne iyilesmis! Kirmizi Laptoplu Kiz da bi daa tanimadigi kimseleri msn'e eklemeyecegine soz vermis...

ARISTO'NUN CÖZÜMÜ (01.07.2008'de Grupta Yayimlandi)

From: Hatice Yıldız
Subject: Aristo'nun çözümü..
Date: Tue, 1 Jul 2008 11:02:45 +0000

ARISTO'NUN CÖZÜMÜ

Büyük İskender, felsefenin duayeni sayılan Aristo'ya bir mektup yazar.
''Zaptettigim topraklardaki insanları tahakkümüm altında tutabilmek için neler yapmalıyım '' diye görüş beyan eder;

1- Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim ?

2- Ülkenin ileri gelen insanlarını hapse mı atayım ?

3- Ülkenin ileri gelen insanlarını kılıçtan mı geçireyim ?

Aristo' nun cevabı :
1- Sürgünde toplanıp sana karsı başkaldırırlar,
2- Hapishaneler militan yuvası olur, kontrolden çıkar,
3- Onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla buyur, tahtını sallar.


Çözüm olarak şu nasihatı verir:
''İnsanların arasına nifak tohumları ekeceksin, birbirleriyle savasınca hakem olarak kendini kabul ettireceksin,ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın. ''

25 Haziran 2008 Çarşamba

Duvara Asilacak Bir Resim (25.06.2008'de Grupta Yayimlandi)

From: Günar Çatalpınar
Date: 25.Haz.2008 14:22
Subject: Duvara asilacak bir resim

Kartallar ve Insanlar (25.06.2008'de Grupta Yayimlandi)

From: Bir Sel
Subject: Kartallar ve İnsanlar
Date: Tue, 24 Jun 2008 10:33:56 +0000

Kartallar ve İnsanlar

Kartal, kuş türleri içinde en uzun
yaşayanıdır.
70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır.
Kartalın yaşı 40'a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır:
- Ya ölümü seçecektir,

- Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.
Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır.
Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.
Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız. Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız. Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından tam olarak yararlanabiliriz.



KIRKIKI MADDEDE ANKARA'YA INTIBAK.. (25.06.2008'de Grupta Yayimlandi)

From: ilkay_altinpinar
Date: 24.Haz.2008 17:34
Subject: Ankarayı tanıyalım))
To:

madde 1.
Yeni baslayanlar için ankara aştidir. soğuğun içine işlediği anda basını kaldırıp etrafta denizi aramaz isen kolay alışırsın.
madde 2:
Ankara da deniz yoktur. deniz kenarında bir kentte bir sekilde bulunmuşsan, denizi seviyorsan, ankara yı kısa vadede sevemeyeceksin, hiç kasma. yine de çeneni kapa,ankara iyi güzel de denizi yok abi bea kabilinden düşüncelerini kendine sakla, bu muhabbetleri defalarca kez duymuş olan ankaralılar pek sevencen davranmazlar, sıcak yaklaşmazlar. baygınlık verirsiniz. yapmayın etmeyin gözünüzü seveyim.
madde 3:
Ankara yı istanbul ile, izmir ile kıyaslamaya kalkmayın, bu da sevilmez, hele izmir karşılaştırması tiksinti yaratır. yok kordon vardı yok çiğdem vardı bilmemne... gölbaşı nda denize dökerler adamı allahama..
madde 4:
Ankara da kış soğuk geçer. rüzgarı keser, ayazı süründürür. kalın giyinin, bere ve eldiven edinin; öğlen dışarı çıkıyorsanız ve geç saatlerde dışarda bulunmanız gerekecekse havaya aldanmayın. coğrafya dersinde karasal iklim için neler söylerdiniz onları hatırlayın. ya da en iyisi bir gece iliklerinize kadar üşüyün, sonra gece-gündüz sıcaklığı arasındaki büyük farkı anlayın.
madde 5:
Çinçin mahallesi denilen yere gece gitmeyin. gündüz de gitmeyin. illa gidecem ben gezerim görürüm hoplarım zıplarım diyorsanız, en fiyakalı, en pahalı giysilerinizi giyin, telefonunuzu boynunuza asın öle gidin.
madde 6:
Ankara da deniz yoktur. alışın..
madde 7:
elektronik malzeme, korsan cd falan arıyorsanız kızılay da vakit kaybetmeyin, teknosa arayıp kazık yemeyin, maltepe pazarı nı öğrenin. ben öğrenciyim abi sözünü motto bilin, her alışverişte işe yarar.
madde 8:
öğrenciyseniz, kendi evinizde kalacaksanız, bir şekilde itfaiye meydanına gidin,dibine kadar araştırın, az parayla süper ev nasıl döşenir görün. ya da beni çağırın göstereyim.
madde 9:
Atakule de bir halt yok, boşuna meraklanmayın, çankaya yasırf atakule için tırmanmayýn. ha eğer ben illa bozkır manzarası görecem edecem diyip de gidecekseniz,hemen aşağıdaki botanik parkına da uğrayın.
madde 10:
Ankara da deniz yoktur. deniz aramayın.
madde 11:
Metro ya girin, kaybolun, ama alışveriş yapmayın.
madde 12:
Odtü, bilkent, hacettepe yahut başkent üniversitesi öğrencisi iseniz, araba almayın, otobüs ve servisi tercih edin. eskişehir yolunun her sabah yaşadığı tıkanıkta tuzunuz bulunmasın. sizin yüzünüzden sınava geç kalmayayım. lütfen.
madde 13:
Banliyo trenleri güvenlidir, çekinmeyin kullanın. sincanlı ezik büzük gençlerle muhatap olmayın.
madde 14:
Kaybolursanız kimseye asla ve kat a yol sormayın.sorduğunuz her yüz kişiden kırkı gitmemeniz gereken yönü, otuzu bambaşka bir tarafı gösterir, kalan otuz da bilmiyorum abi ben buraların yabancısıyım der. karanfil sokak ta sağlık bakanlığı nerede diye sorarsınız, adamı kocatepe camii ne çıkarırlar, yapmadıkları şey değildir. harita edinin.
madde 15:
Odtü lü değilseniz, odtü kampüsüne girmeniz, alcatraz dan kaçmanız kadar meşakkatli bir meseledir, bunu bilin. Israrcı iseniz, risk alın ve güvenpark tan kalkan odtü minibüslerinden birine binin, kampüse girişte kimlik soran görevli minibüse girdiğinde, kendinizden emin bir şekilde adamın gözlerine sen benim kim olduğumu biliyor musun bakışı atın. işe yarayabilir. (ne yaparsanız yapın, gerekirse ormana dalın girin ama kimlik diye topkek ambalajı, kupa sekizlisi göstermeyin)
madde 16:
Ankara da deniz yok. yok ulan işte, yok
madde 17:
Ulus pek sevilen bir yer değildir. eski meclis binasının burada bulunması ulus u güzel kılmaz. zamanla göreceksiniz ki, ulus u hiçbir şey güzel kılmaz, kılamaz; olabilemez. ulus tan ve arka sokaklarından uzak durun.
madde 18:
En popüler buluşma mekanları olan kızılay gima yı ve dost kitabevini ni öğrenin.
madde 19:
Tunalı hilmi caddesi demeyin. ankaralılar -muhtemelen hilmi nin güzel bir isim olmadığını düşünüyor olduklarından direkman tunalı derler. siz de tunalı diyin.
madde 20:
Ankaragücü taraftarı çirkef ve kalabalık, gençlerbirliği taraftarı az sayıda ve enteldir. kalabalık bir ankaragücü taraftar grubu görürseniz sakının. laf atarlarsa karşılık vermeyin. tek kişi bile olsa, iki dakika içersinde sürüyle adam toplayıp peşinizden koşturabilir.büyükşehir belediyespor un taraftarı yoktur, olduğunu iddia eden olursa gülün geçin. nanik yapın.
madde 21:
'boş yere ağlama, kalbini bağlama, ankara kızlarına' şarkısını öğrenin, sık sık söyleyin.
madde 22:
Ankara da en güzel mevsim sonbahardır. tadını çıkarın.
madde 23:
Trafikte taş düşemez ama milletvekili çıkabilir. kırmızı ışıkta sizi bekletebilir. hazırlıklı olun.
madde 24:
Gazi üniversitesi nin iibf dışındaki bir fakültesine gidecekseniz temkinli olun, eli tespihli takım elbiseli tiplerle saçınız, sakalınız, küpeniz üzerine bir konuşma yapmaya hazır olun. adamlarla papaz olmayın.
madde 25:
Gece ondan on birden sonra sokaklarda kimseciklerin kalmaması normaldir, kimyasal bomba neyin atılmamış, insanlarsığınağa kaçarcasına bir anda ortalıktan kaybolmamışlardır, olağan bir durumdur bu. sakin olun, panik yapmayın.
madde 26:
Cadde ortasında düğün dernek görürsen şaşırmayın, bilmediğiniz ankara havalarında da oynamayın.
madde 27.
Nerde olursanız olun aşağıya doğru indiğinizde kızılaya çıkarsınız. Pek çok yere yürüyerek gidebilirsiniz, kaybolmak gibi bir şansınız yoktur,bunu unutmayın. 'aha nerdeyim lan ben?'dediğinizde ulustasınızdır, panik yapmaya gerek yok, bentderesine doğru gitmediğinizden emin olduktan sonra, hızla metroya ulaşabilirsiniz, müzelerin biraz aşağısındadır. büyük tiyatroyu sorup,entel görünümüne girmeyin, itfaiyeciler çarsısını sorun, kimse sizi kandırmasın. samanpazarı da olabilir. ulus dışınnda ankarada hiçbir yerde absürd bir durumla karşılaşmazsınızz.
madde 28.
Etrafınızda, gözünüzü nereye çevirdiyseniz bir robocopa çarptıysa kızılaydasınız demektir.eylem yapılacak anlamındadır bu. korkmayın.yine, bir avuç eylemci için 4 otobüs robocop, çevik kuvvet inmiştir. bu kadar polisi nereye göndersin kardeşim bu devlet?! mantığıyla öyle bakınır dururlar o polisler.
madde 29.
Ssk işhanı ve sakarya alkol mekanlarıdır. en berrbat birahenlerden tutun meyhane ve club ortamlarının hepsi vardır oralarda.
madde 30.
Ankarada güz bambaşkadır. özellikle, kalabalığı seviyorsanız, yüksel caddesinde; tenhalığı seviyorsanız, bahçeli 7. cadde hariç her caddesinde ve tandoğanın ara sokaklarında turlarsanız, bir aylığına bu şehri sevebilirsiniz belki. onun dışında bürokrasi hemen her zman kendisini hissettirir de bir tek sakarya caddesine uğramaz gibi gelir bana.
madde 31.
Ankara melankoliktir, ekim güzeldir.
madde 32.
Ankaraya geldik laila ya gidelim diye gazlara geldiyseniz 1 şişe viski için 300 milyon, bir bira için 20 milyon gibi fiyatlara hazırlıklı olun. Armada ile migros alışveriş merkezi eşittir ama migros alışveriş merkezi biraz daha eşittir. (bkz: mudo)
madde 33.
Metroya binerken her zaman ve her zaman, mutlaka inenlere yol verin. inen ve binenlerin toplu çemkirmelerine maruz kalmayın. metro ve ankaray ı karıştırmayın. ikisi de kızılay da kesişir; ankaray aşti ye gider, metro ise akköprü ve batıkent tarafına.
madde 34.
Kar-buz çok olur lütfen dikkatli adımlarla yürüyün.
madde 35.
Ankaradaki yürüyen merdiven adabında acelesi olmayan vatandaş sağda dursun diye bir kural yoktur. yürüyen merdivene binecekseniz yürümeyin, durun zira merdiven zaten sizin için yürümektedir.
madde 36.
Kavaklıdere, ayrancı mevkilerine belediye otobüslerine bindiğinizde fark edeceksiniz ki otobüsün yaş ortalaması 65-70 civarlarındadır.korkmayın takım elbiselerle otobüse binmenize gerek yok herkes öyle biniyor diye.
madde 37.
Genelkurmay önünde ayakkabınızı bağlamak üzere durmayın.makinalı tüfek doğrultuyorlar.
madde 38. -
'hocam'a alışın, bu lafı duyunca kendinizi hoca gibi hissetmeyin.bir ankara klasiğidir, özellikle üniversite kampüslerinde güvenlik görevlileri öğrencilere, taksi şoförleri güvenliğe, büfeciler büfecilere, kısaca herkes herkese hocam der. ayrıca taksi şoförü üniversiteli olduğunuzu anladığı anda hocam diye hitap eder size. hoca değilsiniz, ankaralısınız.
madde 39.
Radyo odtü çok hoş bir kanaldır. frekansı 103.1 dir. haftaiçi sabahları modern sabahlar olur güzeldir.
madde 40.
Harikalar diyarı, zart zurt gölü ankaranın tarihi yerleri değildir. aldanmayn.
madde 41 .
Bahçeliye giderkenki yolun ortasındaki gökkuşağı adlı yapının ne ayak olduğunu sormayın boşuna. bilene rastlamadım.
madde 42.
Kızılaydaki yapı kredi binasındaki leyleklerin niye birinin yan yan diğerinin de kanatlarını farklı frekanslarda çırparak uçtuğu üzerine kafa yormayın. biz yorduk yararını görmedik.